Son dakika haberi: Orman yangınlarıyla mücadelenin seyrini değiştirecek yazılım!

 Son dakika haberi: Orman yangınlarıyla mücadelenin seyrini değiştirecek yazılım!

Son dakika haberi: Orman yangınlarıyla mücadelenin seyrini değiştirecek yazılım!

Son dakika haberi: Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ömer Minik, devam eden orman yangınlarıyla ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Haber7 Muhabiri Gamze Türk’e konuşan Küçük’ün açıklamaları şöyle: 

Orman yangınlarının zorluğuna  bakıldığında açık bölge ve arazi şartlarında çıkan yangınlar olduğunu görüyoruz. Bu yangınlar sırasında fazla yüksek bir enerjinin açığa çıktığını görüyoruz. Alevli tepe yangınlarının görüldüğü kısımlarda yangın şiddetinin 20-30 bin kilometre/watt’a ulaştığını, bunun karşılığının 800 bin C° olduğunu betimlemek istiyorum. Orada müdahaleyi yapan ekiplerin karşılarında 800 C ile 1000 C° arasında bir sıcaklık olduğu laf konusu. Bu sıcaklığın ısının radyasyonla yayıldığını düşündüğümüzde 100-200 metre mesafede bile bizi kavuracak bir etkiye sahip olduğunu, bu değin zor koşullar aşağıda müdahalelerin yapıldığı gerçeğini göz önünde bulunduralım. Bu yangınlarda şehitlerimiz de var. Orman Genel müdürlüğü, yangınlarda uğraş esnasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ve güvenlik güçlerinden sonradan en fazla şehit veren kurum olarak biliniyor.

YANGINLA MÜCADELEDE YAPILANLAR DÜRÜST MU? 

Orman yangınlarıyla uğraş Orman Genel Müdürlüğü’nün görevidir.

Mücadele sadece yangın çıktığı anda başlamaz. Fiilen tüm incelemeler yangın çıkmadan önce, yangın sezonundan önce yapılır. Yangına alıngan bölge dediğimiz Akdeniz ve Ege bölgesinde  ormanlık alanların geniş alanları yangın güvenlik şeritleriyle ufak parçalı ışık halkası getirilir ki müdahale kolaylaşsın.  bir de orman içlerinde yangın gölet ve havuzları tesis edilir. Yangın hemencecik ayrıca arazözlerin hemde helikopterlerin süre kaybı yaşamaması adına fazla kısa sürede su ikmali yapmaları sağlanır. Bugün Türkiye’de 4 bin adet yapay ve doğal su göleti ve havuzu bulunmaktadır. Keza ayrıca arazözlerde keza helikopterlerde hemde ilk müdahale araçlarında yangın ihbarı alındığı anda en yakın yangın yerine ulaşabilecek yangın idare sistemi kullanılır. Bu sistem sayesinde Türkiye’da meydana çıkan bir yangına 10-12 dakika içinde müdahale ediyor. Bu 10-12 dakikalık zaman Türkiye’yi dünyada yangınlarla müdahale açısından 1 numaraya getiriyor. Yangınlara en seri müdahale eden ülkeyiz. Bu organizasyon yapısı, bu teknolojik imkan olmasa dünyanın en çabuk müdahale eden ülkesi konumuna nasıl gelebilirdik? Burada bir zaafiyet, organizasyon eksikliği yok.

YANGINLARDA UÇAK VE HELİKOPTER KULLANIMI YETERLİ Mİ?

Yangınlarla uğraş 1937 yılından itibaren sürekli raporlanır.

Yangın eylem planları geçmişte yaşanan aksaklıklar, eksiklikler veya elde edilen tecrübeler dikkate alınarak hazırlanır. Geçen sene 26 helikopterimiz vardı. Bu yıl bu sayı 39’a çıktı. Geçen sene da birkaç büyük yangın yaşanmıştı. Ancak bunların hepsi aniden yaşanmadı, yangın sezonuna yayılmıştı. O yüzden ekiplerin enerjisi, gücü öbür noktalara dağılmadan, tek bir bölgede çaba ederek büyük dediğimiz yangınları birkaç gün içinde denetim altına aldı.

TÜRKİYE COĞRAFİ KONUM İTİBARİYLE UÇAK KULLANIMINA UYGUN DEĞİL

Burada kullanılan helikopter sayısı ya da helikopter mi uçak mı tartışması noktasında şunu ifade etmekte avantaj var. Türkiye Akdeniz iklim kuşağında yer almasının yanına sahip olduğu coğrafi konum itibariyle dağlık alanlara sahip bir ülke. Türkiye’nin sıradan rakımı 1100 metre civarında. Avrupa’da ise 300 metre. düz yada düze yakın alanlar fazla pozitif. Oralarda uçakların daha fazla kullanılabilecek olduğu alanlar var. Türkiye’de kırıklı araziler dağlık yapılar vadiler olduğu için buralarda helikopterlerin daha iyi uçuş ve daha etkin atış yapabildiğini görüyoruz.

Uçaklar daha düze yakın yerlerde kullanılmaktadır. Amerika’da Kanada’da bizim çok çok üzerimizde uçak ve helikopterler var. Bugün Amerika’da Californiya’da devam eden yangınlarda 400 bin hektar ağaçlık bölge yandı ve hala yanmaya devam ediyor. Bu yangın 1 avuç içi yakın süredir söndürülemedi. Uçakla söndürülseydi bu yangınlar onlar söndürürdü. Enerjisi koskocoman olan yangınlarda hava araçlarının sayısı ne dek artı olursa olsun kullanımı istediğiniz sonucu vermiyor. Yalnızca yangın hattının genişlemesini engelliyor.

BU BÜYÜKLÜKTEKİ YANGINI DAHA İYİ IDARE ETMEK MUHTEMEL DEĞİLDİR

Türkiye’de ya da herhangi bir ülkede en kapasiteli helikopterden 7-8 ton su bile atsanız 100-150 metrelik bir yangın şeridinin üstüne düşebiliyor. O 1000 C°’de suyun kayda değer bir kısmı aleve ulaşmadan buharlaşıyor. Aynı bölgede kilometrelerce olan hatta kaç tane helikopteri nasıl çalıştıracaksınız? Çalıştırsanız bile helikopterin attığı su o anda yangın alevini söndürmüyor. Helikopter su ikmaline gittiğinde orada alevler yeniden parlıyor. Çünkü yıkım halinde rüzgar saatte 40 km’den 70-80 km’lere kadar çıkıyor.

Bugün sıcaklık 45 C olmasaydı, nisbi nem %10’un aşağıda olsaydı, rüzgar hızı 20 km’nin aşağı olsaydı bunları konuşmayacaktık. Orman teşkilatı 1-2 gün içinde o yangınları yoklama altına alacaktı. Böylesine büyük afet yangınlarında yangının mesken mahallerine geçmemesi ve yangın hattının daha genişlememesi için öncelikli müdahale edilir. Bu durum tüm dünyada böyledir. Yangın bölgesinde vatandaşlarımızın evleri hasar görmesin, can kaybı yaşanmasın diye bütün şiddet mesken yeriyle orman arasına yoğunlaştı. sırası gelmişken yüksek şiddetli rüzgardan nedeniyle yangın öteki bölgelerde daha geniş alanlarda etkin olmaya devam etmiş. Ayrıca karadan ayrıca de havadan derhal yapılan müdahaleler açılan güvenlik şeritleri ve uygulanan karşısında alev metotları çok dürüst ve yerindedir. Bu büyüklükteki yangını dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun bundan daha iyi şekilde yönetmeniz muhtemel değildir. Çünkü çok büyük bir yangın mekanizması var. Açığa çıkardığı enerji çok yüksek ve fazla geniş hatta etkili oluyor.  Bunu ifade etmekte avantaj var. Uygulanan teknikle kullanılan metotlarda veya araç gereçlerde ekipmanda şuanda bir eksiklik bir aksaklık bir organizasyon bozukluğu noktasında bir eksikliğin olduğunu tasvir etmek orada canlarını hiçe sayan insanlara haksızlık olarak değerlendiriyorum.

EMNİYET GÜÇLERİ GEREKEN ÇALIŞMAYI YAPACAKTIR

Gerek ülkemizde gerekse dünyada yangın sebeplerine bakıldığında %90 insan faktörünün karşımıza çıktığını görüyoruz.

İnsan faktörünü açacak olursak insanların sebep olduğu yangınlar bir kısmı dikkatsizlik bir kısmı ihmalkârlık bir kısmı da kasıt olarak kayıtlara geçiyor. Şuanda yalnızca ülkemizde değil Güney Avrupa ülkelerinde hatta Rusya’da Amerika’da Kanada’da devam eden yüzlerce hatta binlerce yangın var. Bu yangınların Kanada hariç öteki ülkelerde %90 insan kaynaklı oluştuğunu biliyoruz. Türkiye’de şimdi 1 haftada çıkan yangınlara bakıldığında özellikle anormal şartlarda meydana çıkan yangınların peş peşe ve bir noktada 4-5 yerden çıkması zaten insan faktörünü ortaya çıkardığı gibi maksat unsurunu da gözler önüne seriyor. Bu değin kritik hava halleri varken hala yangınlar çıkıyor veya çıkartılıyorsa bunun gaye, sabotaj ve hatta sistemli bir şekilde yapıldığını düşünüyorum. Eminim ayrıca emniyet güçlerimiz ayrıca adli merciler bu konuda gerekli çalışmaları yapıyorlar, sonuçları da kamuoyuyla paylaşacaklardır.

Büyük yangınlar için birkaç veri vereyim. Birincisi; yangınlarla mücadelede kıyasladığımızda çok kritik bir coğrafyada olmamıza rağmen yangına müdahale noktası konusunda birinci sıradayız.

Bütün dünyada hesaplanır bu. Bir yangında ortalama, Amerika’da 68 hektardır. Kanada’da 65 hektardır. Türkiye’de geçen yıl yalnızca 2020 yılında fazla artı yangın çıktı, 6.2 hektardır. 2020 yılını saymazsak son 10 yılın verilerine kadar 3.4 hektardır. Bu 3.4 hektar, lüzum Avrupa ülkelerinde lüzum Amerika’da hiçbir ülkede bu sıradan yakalanmamıştır. Yani yangın başına yanan alan büyüklüğü noktasında ilk sıradayız. Yangına müdahale süresi noktasında ilk sıradayız. Bakın, Amerika’da sadece geçen yıl 2.5 milyon hektar bölge yandı. Türkiye’de 1937 yılından itibaren 2020 yılı ardına kadar 1.7 milyon hektar bölge yandı. 84 yılda 1.7 milyon bölge yandı. Amerika’da bir yılda 2.5 milyon hektar bölge yanıyor. hemen Rusya yanıyor. 1.3 milyon hektar alanı geçti. Kanada yanıyor. Tekrar Portekiz, Yunanistan, Fransa ve İspanya’da takvim yanan bölge miktarı bizim çok çok üzerimizde.

Peki, teknolojik olarak bakalım. acilen Amerika’dan sonra İHA’ları kullanan ikinci ülkeyiz. Sıcak noktaları hemen saptayan ülkeyiz. Yangın yönetim sistemimiz var. Yangın söndürme sistemi, yangınlarda kullanılan tüm araçların sistem üstünde belirtilen olduğu, konumlarının belli olduğu meydana çıkan bir yangına en yakın hangi aracın olduğunu gösteren ve müdahale ettiren bir sistemdir.

Antalya’da yangın işçilerinin, amirlerinin ve teknik elemanlarının eğitildiği uluslararası yangın eğitim merkezi var. Avrupa’nın hiçbir uygun yok. Her yıl burada yüzlerce, binlerce insan eğitim alıyor. Avrupa ülkeleri dahil. Karşılaştırma noktasında bir diğerini söyleyeyim; Türkiye orman yangınlarının gözetlenmesinde 776 kuleye sahip. Bu kuleler, 200 derecinin üzerindeki ısıya ve dumana sağduyu termal kameralarla hizmet veriyor. Yani, 24 saat esasına göre yangını 10-15 kilometre uzaklıktaki bir noktadan algılayıp. Yangın ekiplerine alarm vererek haber veriyor. İnsansız kuleler Avrupa’da değil, bizden gelip bu teknolojinin transferini istek ediyorlar.

hemen üstünde çalıştığımız bir konu var. İHA’larla entegre olarak sürekli bir yangının birkaç saat ya da bir gün sonra nereye ulaşabileceğini keza buna tarafından hangi yerlerden müdahalelerin yapılması gerektiğini varsayım eden bir yazılım ve sistem üstünde çalışıyoruz. Bunun örneği dünyada bile değil.

Sizlere yangın istatistikleri noktasında sayısal verilerle mukayese örneklerini verdim.  Hem kullanılan teknolojik imkanlarla değerlendirmeyi yapmaya çalıştım.

2 yıl önce Avusturalya’da 10 bin milyon hektarın üzerinde bir bölge yandı. Bütün bunlar göz önündeyken, Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede teknolojik donanım ve kullanımı, yangınlarla çaba organizasyonuyla çok ileri seviyededir. Geliştirilemez mi, elbette geliştirilebilir. Zaten aralıksız bu teşkilat kendini geliştiriyor. Yangınlardan daha sonra da diğer neler yapabiliriz mutlaka değerlendirecek ve önümüzdeki yıl eylem planı içerisine koyacaktır.

Büyük yangınlarda keza yer ekipleri ayrıca de hava ekipleri entegre şekilde kullanılır. Havadan, yangın hattının genişlememesi ve alevin daha da düşürülmesi için su kullanılarak müdahale edilir. Yerdense yerleşim yerlerine veya diğer bitişik ormanlık alanlara dozerlerin açmış olduğu şeritler vasıtasıyla, belli mesafelerde yerleştirilen arazöz ekipleriyle müdahale yapılarak hatlar tutulmaya çalışılır. Bir diğeri de, özellikle kontrolün çok şiddet olduğu büyük yangınlarda aleyhinde kullanılan alev metodudur. Bu karşısında alev, basit bir ifadeyle ilerleyen ana yangının önündeki yanıcı maddeleri yakmak için yangına karşısında çıkarılan başka bir yangındır.

Sizin karşısında ateş oluşturacağınız yerde bir hat açılarak ana yangına dürüst ışıklandırma işlemi gerçekleştirilir. Buradaki niyet, asıl yangının önünde yer alan ve yanabilecek olan materyalleri, sizin yakmış olduğunuz karşısında ateşle ortadan kaldırmaktır. Dolayısıyla esas yangının önünde yakabileceği başka materyal bulamadığından yangın teftiş altına alınır. Bu metot büyük yangınlarda kullanılır ve çok etkilidir. Fakat şiddetli rüzgarlarda, dürüst yerlerde ve noktalarda kullanılmasına dikkat edilmelidir. Bu konuda bizim ülkemizde de tecrübeli uzmanlarımızın olduğunu biliyoruz. İhtiyaç duyulan yerlerde bu teknikte kullanılmaktadır.

KAYNAK: HABER7

.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir