Son dakika haberi: Cumhurbaşkanı Erdoğan Kanal7-Ülke TV iki taraflı yayınında

 Son dakika haberi: Cumhurbaşkanı Erdoğan Kanal7-Ülke TV iki taraflı yayınında

Son dakika haberi: Cumhurbaşkanı Erdoğan Kanal7-Ülke TV iki taraflı yayınında

Son dakika haberi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal7-Ülke TV ekranlarında Hülya Seloni ve Taha Dağlı’nın moderatörlüğünde gerçekleşen yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Muharrem ayının ve Aşure Günü’nün Türk milleti ve tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, “Şehitlerin efendisi, Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin efendimiz ve bütün Kerbela şehitlerini rahmetle yad ediyorum. Aramızdaki kardeşliği pekiştirmesini, fitne ve şer odaklarına fırsat vermemesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Bugünkü Afganistan tablosu sürpriz mi? Taliban’ın bu kadar süratli Kabil’e girmesini bekliyor muydunuz?” sorusu üzerine, bir takım ülkelerin Afganistan’a tıpatıp Suriye’de yaptıkları gibi sadece terör ve göç zaviyesinden baktıklarını, “terör ve göç bize gelmezse sorun değil” dediklerini söyledi.

Oysa terörü de göçü de var edenin on yıllardır izlenen hatalı politikalar olduğunu ifade eden Erdoğan, bu yanlış politikalarla yüzleşmeden uzlaştırma ve istikrara katkıda bulunmanın muhtemel olmadığını belirtti.

Afganistan’ı, Türkiye için kuvvetli tarihi beşeri kültürel bağların olduğu bir ülke olarak niteleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Afgan halkının İstiklal Savaşı’mızda verdiği fiziksel manevi desteği unutmamız olası değildir.

Aramızda böyle bir yakınlaşma, böyle bir bono var. Yönetimde kim olursa olsun iyi ve fena gününde Afganistan’ın yanına yer almak keza ahde vefanın hem de kardeşliğimizin gereğidir. İlgili kurumlarımız bir süredir zaten Taliban ile iletişim halindeydiler. Biz de ülkenin geleceğini konuşmak üzere Taliban yöneticilerini kabul edebileceğimizi daha önce de açıklama etmiştik. Bu tavrımızı bugün de muhafaza ediyoruz. Afgan halkının huzuru, bu ülkede yaşamış Türk soydaşlarımızın selameti ve ülkemizin çıkarlarının korunması noktasında her türlü meslek birliğine hazırız. Taliban yöneticilerinin yaptığı itidalli ve ılımlı açıklamaları memnuniyetle karşılıyoruz. Şunu çok açık net açıklama etmemiz gerekir. Özellikle Taliban’ın Türkiye’ye yaklaşımı köşeli değildir. Daha dikkatlidir ve bizimle olan ilişkilere yaklaşımı dış politika açısından çok daha hassastır. Temenni ediyorum ki bundan sonra da yine benzer hassasiyet devam edecektir. Zira çoğu yerde yapılan toplantılarda bu hassasiyeti görüyoruz.”

– “MESELE, ÖNCELİKLE AFGAN MAKAMLARIYLA BİR ANLAYIŞ BİRLİĞİNE VARMAKTIR”

Erdoğan, “Taliban sözcüsü bir taraftan Türkiye’nin Afganistan’ın dostu olduğunu söyledi ancak bir taraftan da Afganistan’da hiçbir tanıdık olmayan zor olmasını istemediklerini söyledi.

Bizim orada derhal iş adamlarımız var. Onlar orada bulunmakla yatırım sürecini devam ettiriyor. Afganistan’daki askerlerimiz hiçbir süre muharip bir zorlama olarak tahsis yapmadı, bunun altını çiziyorum. Dolayısıyla da biz askerlerimizi orada asla tanıdık olmayan bir zor olarak görmedik, kullanmadık. Amerika’nın çekilmesi ardından amacımız havalimanının emniyetini temin ederek bu ülkenin güvenliğine katkı maddesi sağlamaktı. Bu niyetimiz halen bakidir. Türkiye’nin Afganistan’daki askeri varlığı yeni yönetimin de uluslararası alanda elini güçlendirecek ve işini de kolaylaştıracaktır. Mesele, ilk önce Afgan makamlarıyla bir kavrama birliğine varmaktır. Öbür seçenekler üzerinde konuşabiliriz. Mesela Libya’daki gibi ikili bir anlaşmayla da bunu çözebiliriz. Bu Taliban olabilir, daha önceki gibi mevcut idare olabilir. Bunların hepsiyle bizim dostluğumuz, arkadaşlığımız var. Bunun içerisinde Abdullah Abdullah bakidir, aynı şekilde acilen ülkesinden ayrılmış olan başkan tekrar bunlardan bir tanesidir. Dolayısıyla hiçbir süre kopmadık, kopmayız. derhal öbür tarafta kalmış olan arkadaşlarımız da yeniden bunların içerisindedir.Bunlarla görüşmeler defalarca devam etti, ediyor.”

Erdoğan, Taliban’ın ülke yönetimini ele almasından önce Türkiye’nin, Afganistan ile ilgili öteki ülkelerle yaptığı görüşmelerde kesin bir gelişme kaydettiğini vurguladı.

Türkiye’nin sunduğu şartların manâlı bir bölümünün de muhataplar kadar kabullenilmeye başladığını dile getiren Erdoğan, “Taliban’ın ülkede kontrolü sağlamasıyla önümüze yeni bir tablo çıktı. Sahada oluşan bu yeni gerçeklere tarafından planlarımızı yapıyor, görüşmelerimizi de ona göre sürdürüyoruz. hemen örneğin Doha’da bir süreç var, bu süreci de yakından takip ediyoruz. Sürecin içerisinde olanlarla da irtibatlarımızı devam ettiriyoruz.” diye konuştu.

– MERKEL VE PUTİN İLE GÖRÜŞECEK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Almanya ve Rusya ile Afganistan’a ilişkin telefon diplomasisi yürütüyor musunuz? Bugün Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Birleşik Arap Emirlikleri Milli Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoun Bin Zayed Al Nahyan’ı kabul ettiniz.” sözleri üstüne, bu hafta diplomasi trafiğinin fazla yoğun olduğunu söyledi.

“Bu hafta ardına kadar Merkel ile hafta sonunda Sayın Putin ile görüşmemiz söz konusu.” diyen Erdoğan, Avrupa’dan birçok ülkenin lideriyle görüşmelerin söz konusu olduğunu aktardı.

Bugün Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’i kabulünün daha önceden belirlenen bir randevu olduğunu ancak ziyaretin Etiyopya ile diplomatik ilişkilerin 125.

Baş başa ve heyetler arası toplantılarımızda bu ilişkilerimizi bütün alanlarda güçlendirecek adımları ele aldık. Gerek nüfus gerek yüzölçümü itibarıyla adete Afrika’nın en önemli ülkelerinden bir tanesine. Bölgesel ve milletlerarası konularda verimli hafıza teatisinde bulunduk.” dedi.

– BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ İLE İLİŞKİLER

Erdoğan, Nahyan ile de Birleşmiş Arap Emirlikleri’nin (BAE) Türkiye’ye yatırımları konusunda önemli bir röportaj gerçekleştirdiğini söyledi.

Görüşmede hangi alanlarda ne gibi yatırımların yapılabileceğini ele aldıklarını aktaran Erdoğan, görüşmeye Varlık Fonu Başkanvekili ve Yatırım Ofisi Başkanını da ziyafet ettiğini belirtti. Erdoğan, görüşmede yatırımlar konusunda yol haritası konusunun ele alındığını söyledi.

Erdoğan, “BAE de buna kadar adımlarını atmış olsun dedik. Kendileri de yanlarında zaten bu konularda sorumluluk sahibi olan arkadaşları da getirdiler. Yol haritası üzerinde adımları kimler nasıl atacak belirledik. Fazla önemli bir yatırım hedefleri, yatırım planları var.

Burada da benzer bazı durumlar oldu. Şu lahza itibarıyla takriben birkaç aydır bizim istihbarat örgütümüz ilk olarak olmak üzere Abu Dabi yönetimiyle bir takım görüşmeler yaparak bu görüşmelerle belirli bir yere gelmiş bulunuyoruz. Bundan sonraki süreçte de Muhammed Bin Zayed ile de bir takım görüşmeleri yapma durumlarımız olacaktır, inşallah olacaktır diye düşünüyorum bugünkü görüşmeden sonra. Bu görüşmelerle bölgedeki bir takım sıkıntıları aynı kültürün, benzer inancın mensupları olarak inşallah gidermiş oluruz. Çünkü biz bölgenin aktörlerinin birbirleriyle ilk elden konuşmasını, tartışma etmesini, kendi sorunlarını birlikte çözmelerini önemsiyoruz. Ben de bu konuda çok hassasım.”
“Afganistan’daki vatandaşların durumu, herhangi bir mağduriyetin laf konusu olup olmadığı ve tahliyelerin devam edip etmeyeceği” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Afganistan’daki vatandaşlarımızın güvenliği ve huzurunu ihtiyacı karşılamak, bizim bu süreçte bir numaralı önceliğimiz. Afganistan’daki vatandaşlarımızı özel uçak seferleri ile terhis işlemlerimizi sürdürüyoruz. Biliyorsunuz havalimanının iki boyutu var, bir sivil, dahası askeri.Ortak tek pisti var, bu pist kullanılıyor.” yanıtını verdi.

Türk vatandaşlarına yönelik çalışmaları koordine etmek üzere Dışişleri Bakanlığı bünyesinde 7/24 esasına tarafından etkinlik bildiren Afganistan Koordinasyon Destek Merkezi oluşturduklarını bildiren Erdoğan, “Afganistan’daki vatandaşlarımıza Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Çağrı Merkezinin imkanlarından yararlanmak suretiyle süratli bir şekilde ulaştık.” dedi. Devletin tüm imkanları ile yanlarında olduğunu kendilerine vurguladıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu vesile ile ülkemize dönmek isteyenlerin tamamıyla, devletimizin bütün imkanları ile bilgilerini derledik, toparladık ve bildirdik. Bugün yeniden askeri uçağımızla 201 vatandaşımızı İslamabad’a götürdük. Oradan da Türk Hava Yollarıyla ülkemize gelmelerini sağladık. Şu lahza itibarıyla 552 kişiyi tahliye etmiş durumdayız.

Karzai Uluslararası Havalimanı’na işletme ve güvenlik sorumluluğunun hali hazırda bizde olmasının avantajlarından da en iyi şekilde yararlanıyoruz. Bu tahliyeyi, havalimanındaki doğaüstü şartlarda bir takım vatandaşlarımızı, havalimanının hengâme içindeki sivil alanından askerlerimizin kontrolü altındaki askeri alana taşımak suretiyle şu esas dek başardık.

Sınır güvenliğimizi tahkim etmek için farklı önlemleri devreye aldık. İran sınırımızda 4 ilimiz var, Sancı, Hakkari, Iğdır ve Van. Bu sınırımızın tamamı duvarla örülecek. Sancı ve Iğdır sınırındaki duvar çalışmalarını tamamladık, o bitti, Hakkari’de de yarısına geldik. Van’da da duvar çalışmalarımız yoğun şekilde sürüyor. Şu lahza itibarıyla 157 kilometresi tamamlandı, bunun tamamını bitireceğiz. Kalan hudut baştan başa emniyet duvarı inşaat çalışmaları devam edecek.”

Sınırdaki çalışmaların sadece yamalı göç girişlerinin olmaması için yok teröre aleyhinde da yapıldığını aktaran Erdoğan, bu duvarları oluşturan 3 metre yüksekliğindeki beton blokların üstünde ayrıca 1 metre de dikenli tel bulunduğunu söyledi.

Tamamlanan duvar uzunluğunun bundan sonra da fazla seri bir şekilde artacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları bildirdi:

“Keza bunları termal kameralarla da takip ediyoruz. Bu sınırın 109 kilometrelik kısmı şu anda aydınlatma sistemiyle de donatılmış durumda.

Doğu sınırımızda elektro-optik kuleler ve haberleşme kuleleri yapıyoruz. Bunların da yüzde 90’ı işlenmiş vaziyette. Bu kuleler 740 kilometrelik bir alanda entegre hudut yönetiminde kilit rol oynayacak. Bunlar banal gözcülük yapma kuleleri değil son derece ileri teknolojik donanıma sahip olan kulelerdir. Kara gözcülük yapma radarı, termal kamera, gündüz kamera sistemi, GPS alıcısı, lazer mesafe ölçer, dijital manyetik pusula gibi sistemleri de bünyesinde barındırıyor.”

– “DOĞRU KONUŞUN, BUNU İSPATLA BEN MÜKELLEF DEĞİLİM SEN MÜKELLEFSİN”

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son günlerde, Erdoğan’ın NATO toplantısı çerçevesinde ABD Başkanı Biden ile yaptığı görüşmede 1 milyon göçmeni kabul edeceği yönünde Biden’a söz verdiği” iddiası sorulan Erdoğan, şunları söyledi:

“Önce bir şeyi çok açık, samimi konuşmam lüzumlu. Hukukta bir kaide vardır, ‘müddei iddiasını ispatla mükelleftir’ Bu adam bunu nereden fark etti, kim kendisine bunu sufle etti? Bu adam yalancı, bu adamın bugüne dek doğru bir sözü var mı, değil. Olmayan bir şeyin iddiasını veyahut da onu müdafaa etmek, ortaya koymak…

Ben kiminle konuşuyorum, Amerika’nın Başkanıyla konuşuyorum.

İşleri güçleri, kafayı takmışlar tercümanımıza. Yatıyorlar kalkıyorlar, ‘Orada sadece tercüman vardı’ diyorlar. Başınıza tercümanım değin taş düşsün. Dürüst konuşun, bunu ispatla ben mükellef değilim sen mükellefsin. Eğer zerre dek hukuk alim varsa, oysa ki böyle bir iddian var, bunu ispatlaman gerekli. İspatla, ispat edemiyorsan o süre özür dile. Fakat bunlarda o kişilik değil. Kalkıp işleri, güçleri ‘Acaba Türkiye’nin milletlerarası diplomasi ile yaptığı bu görüşmelerde ülkeyi nasıl ufak düşüreceğiz.’ İşte bu cins yalanlar üzerinden ülkemizi, bu ülkenin Cumhurbaşkanını itham etmek ahlaksızlığın daniskasıdır ve bunlar da ahlaksızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sel bölgesinde! Dikkat çeken kareler...Cumhurbaşkanı Erdoğan sel bölgesinde! Dikkat çeken kareler…

– “SEL BÖLGESİNDE DURUMU YERİNDEN İNCELEDİK”

Türkiye’nin su baskını ve yangınlarla mücadelesinde gelinen son duruma ilişkin soruya Erdoğan, selin önce Artvin ve Rize’de başladığını anımsatarak, “Artvin-Rize’de su baskını afeti başlayınca derhal ertesi gün bölgeye gittim.

Daha sonra oradan Artvin’in Arhavi ilçesine geçtik. Tabii o ilçede de durumları uygun bir inceledik.” dedi.

Artvin ve Rize’de metrekareye düşen yağış miktarının bile kimsesiz yaşanan afetin sebebini ve büyüklüğünü göstermeye yeterli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Batıda da natürel Bartın, Sinop ve Kastamonu’daki facia, Doğu Karadeniz’e göre daha büyük bir afet. Yani orada 2,5 gündeki yağış miktarı, ülkemizin diğer bir takım yerlerindeki yıllık toplam yağışın birkaç katına ulaştı. Selin yaşandığı bölgelerdeki yağış miktarını geçmiş dönemlerle karşılaştırdığımızda da çarpıcı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Bunlar sahiden farklı bir yıkım özelliği taşıyor. Örneğin Kastamonu Bozkurt’a ast Mamatlar köyünde metrekareye düşen takvim sıradan yağış miktarı 773 kilogram iken sadece 10-12 Ağustos’ta 420 kilogram yağış düştü.

Bozkurt’un yıllık ortalama yağış miktarı 918 kilogram yani Bozkurt’ta bir yılda görülen yağmurun yarısı yalnızca 63 saatte oraya düştü. Bartın Ulus’a ast Ceyüpler köyünde metrekareye yılda ortalama 488 kilogram yağış düşerken bunun üçte ikisi miktarına eşit gelen 319 kilogram yağış sadece 48 saatte yağdı.

Natürel bunu Doğu Karadeniz’de birlikte ele aldığımızda 100’ü aşan can kaybımız var. Hayatını kaybeden vatandaşlarıma Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaralılarımıza da tekrar benzer şekilde Rabb’imden şifalar diliyorum.” dedi.

Facia bölgesinde maddesel kayıpları en kısa zamanda telafi etme, kuvvet, olanak ve kabiliyetine sahip bir devletin olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bununla ilgili olarak ilk andan itibaren bakanlarımızla, milletvekillerimizle ve bütün kurumlarımızla bölgedeydik. Tahliye ve arama-kurtarma çalışmalarını yerinde ve koordineli bir şekilde yönettik. Hemen 1 gün izinle tüm bakan arkadaşlarım ki 6’sı bölgedeydiler. Yarın Kabine Toplantısı için Ankara’ya gelecekler, ondan sonra tekrar bölgeye gidecekler.” ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz günlerde Kastamonu’ya giderek Sinop ve Kastamonu’da yürütülen çalışmaları takip ettiklerini andıran Erdoğan, “hemen halihazırda sel bölgesinde 10.000’den artı personel, 22 helikopter, binin üstünde vasıta, binin üstünde meslek makinesi, 42 bot, bir insansız hava arabulucu, bir Jandarma İnsanlı Keşif Aracı, bir sahil emniyet korveti, 4 sahil emniyet botu, 18 itfaiye arabulucu, 83 ambulansla çalışmalar yürütüldü.” dedi.

Ayrıca su tahliyesinden enerjiye, gıda-içecek desteğinden haberleşmeye kadar her konuda ihtiyaç duyulan vasıta-gerecin bölgeye gönderildiğini bildiren Erdoğan, şu değerlendirmelerle bulundu:

“Helikopter ve sahil emniyet botlarının yoğun olarak kullanıldığı çalışmalarla toplam 2 bin 400’den artı vatandaşımız tahliye edildi.

Yıkım bölgesinin tamamında altyapının yeniden ayağa kaldırılması konusunda ilgili kurumlarımız sürekli çalışıyor. Su Baskini sebebiyle yolları kapanan köylerimize bile Türkiye’de ilk kere havadan jeneratör naklederek elektriği verdik, elektriksiz köy bırakmadık.

Acele ihtiyaçların karşılanması için şimdiye kadar bölgeye 73 milyon lira ödenek gönderildi. Selden etkilenen yerleri, Genel Hayata Etkililik Yıkım Bölgesi duyuru ederek mükelleflerimizin aidat ödemelerini, Sosyal Güvenlik Kurumu prim ödemelerini, esnaf kredileri ödemelerini erteledik. KOSGEB acil takviye paketi gibi destek programlarımızı giderken hayata geçirdik. Vatandaşlarımızın eşya zararlarını karşılayacağız, evleri yıkılanlara yeni konutlar yapacağız, iş yeri ve araç zararlarının karşılanması için takviye olacağız.”

Milli Savunma Bakanlığının, sel bölgesine yatay kaydırmalı köprü tankı gönderdiğini hatırlatan Erdoğan, “Tüm bunların yanına uyarı ettiyseniz Ulusal Savunma Bakanlığımız, Türk Silahlı Kuvvetleri kaydırma köprü sistemini buraya getirerek, ırmaklar üzerine bunlar kuruldu. Karşıdan karşıya geçişleri hafifletmek için pek zannediyorum oysa bunlar savaş zamanında daha çok görülür, ilk defa bu cins bir afette bu uygulamayı yaptık ve bununla da orada ciddi sıkıntıları aşmış olduk.” dedi.
Selden etkilenen bölgelerde çalışan Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve jandarma ekipleri ile çatılarda kalan vatandaşları kurtararak, güvenli bölgeye nakledenlere teşekkür eden Erdoğan, bu cins örnekleri dünyada bile görmenin muhtemel olmadığını söyledi.

Erdoğan, “Daha önceki afetlerde ve salgınla çaba sürecinde olduğu gibi sellerde de birliğin, beraberliğin, dayanışmanın en güzel örneklerini sergileyen vatandaşlarıma bir defa daha teşekkür ediyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz ne zaman bir ve beraber olacağız? Hangi şartlarda bir ve beraber olacağız? her zaman iftira atmak için bir şeyler mi bulmak gerekli, bir şeyler mi anlatmak lüzumlu? Yani yapılması gerektiği halde yapılmayan bir şey mi vardı da bu cins karalama kampanyasını sürdürüyorlar.

Muhalefetin bu karalama dili bu ülkede ne zaman acaba değil olacak? Gerçekten bunlar çok can sıkıcı. Onlar bunu yapsa da yapmasa da biz görevimizi yaptık, yapmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.

Derhal hızla işte Doğu Karadeniz’den tutun, Antalya, Muğla tüm bu bölgelerde yanan konutların inşası başladı, onları yapıyoruz. Derhal Bartın, Sinop, Kastamonu buralarda da yine yıkılan bütün binaların derhal inşasına başlayacağız. Eleştiri başladı. Ne diyorlar? ‘AFAD’a para mı verecekmişiz?’ ‘Bize ne ya devlet kendisi versin.’ Sen zorla AFAD’a para verecek değilsin. AFAD, bu ülkede bu cins afetler için kurulmuş olan bir kuruluştur. Senden kimse gelip gırtlağını sıkarak para istemiyor. Buraya hayırda bulunmak isteyen olursa verir, bulunmak istemeyen de vermez. Sen de hayırda bulunmak istemeyenlerden olursun. Verme lakin verenler olursa bunların da önünü kesme.”

– “181 MİLYON LİRA BAĞIŞTA YER ALAN OLDU”

AFAD’ın resmi hesapları üzerinden vatandaşların bağışlarını yaptığını aktaran Erdoğan, “Bugün itibarıyla söylüyorum, 181 milyon lira bağışta bulunan oldu. Yarın, bundan sonraki günlerde belki daha da artacak.” dedi.

Resmi hesaplardan takviye kampanyası düzenlenmemesi halinde öbür tezgahların dönebileceğine dikkati çeken Erdoğan, “Bak işte geldi, buradan sahte hesaplar, bilmem şunlar, bunlar filan.

Yarın kabine toplantımız var ve kabine üyelerimiz de yarın bağışında bulunacaklar. Beraberce ne yapabiliyorsak bu şekilde, bu destekleri vereceğiz ve adımlarımızı da buna göre atacağız.” ifadelerini kullandı.

Kendisini bir fazla hayır severin aradığını ve “Başkanım ne yapabilirim?” diye sorduğunu aktaran Erdoğan, “AFAD’ın hesabı var, AFAD’ın hesabına ne yapacaksanız, nakdi noktada oraya yapın. Yapmamız gereken bu.” diye konuştu.

– “ÇAY YATAĞINA EV YAPILMAMALI”

Yapılaşma tartışmaları anımsatılarak, “Nehir yatağındaki yapılar fazla dikkati çekiyor ve onların yerine hak sahiplerine daha güvenli yerlere ev yapılması olası mü?” sorusu üstüne Erdoğan, nehir yatağına konut yapımını belediye başkanlığı döneminden beri onaylamadığını ifade etti.

Nehir yataklarına ev yapılmamasını ve dikey mimariye müsaade edilmemesini her zaman söylediğini aktaran Erdoğan, “Bunları söylerken ülkede yok dünyada yaşanan tecrübelerden hareketle söyledik.” dedi.

Karadenizli olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Rize’de eskiden ağaçlar vardı, vaktiyle bu kızıl ağaçları kestiler, bunların yerine dere diktiler.

Azot ağırlıklı olan bu gübre ne yapıyor? Toprağı yakıyor, eritiyor ve yakıp eritmesi ile beraber de yağmurla buluşunca az daha bir lapa haline geliyor ve akıp gidiyor. Derhal bunların hepsini bu olaylarda da gördük. Derhal bunları müteaddit defalar yaşadığımız halde kimse dinlemiyor, yeniden bildiğini okuyor. Öteki yerlerde de şart aynı. Örneğin yani Antalya Manavgat, Muğla, buralarda yaşanan olaylara da baktığımızda buralarda da aynısı değil lakin buna benzer olayları yaşadık. Tabii oralarda da pek yerlere binalar üretilmiş ki yani bu binalar her lahza bir korkutma altında. Derhal bizim attığımız adımlarla mümkün olduğunca bu binaları çabucak yapacak, zemin +1, zemin +2 gibi inşallah binalarla buralardaki hayat koşullarını daha iyi şartlara taşıyalım istiyoruz. Süratle de Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız acilen çalışmaları başlatmış vaziyette.”

Erdoğan, hayvancılıkla uğraşan vatandaşların düşüncelerine dikkat ederek, ahırların da inşa edileceğini aktardı.

Arıcılıkla uğraşan vatandaşların mağduriyetlerinin de gidereceğini bildiren Erdoğan, “Arıcılık noktasında da arı kovanlarından tutunuz, ‘Bu çevrede nereye bunlar yerleştirilebilir? Bunun kovanlarını da süratle tedarik edelim’ dedik.

Riskli yerlerde yıkılmış ve hasar görmüş yapıları inşallah daha tehlikesiz yerlerde yeniden inşa edeceğiz. Adımları seri atarak çabucak de bu işi bitireceğiz çünkü fazla bu noktada beklemeye tahammülümüz değil.” dedi.

“Türkiye, yerli ve ulusal olarak iklim değişikliğiyle ilgili küresel politika sergileyecek mi? Facia Bakanlığı gibi bir bakanlık gündeme kazanç mi?” sorusu üzerine ise Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“İlla ‘her şey bakanlık olursa çözülür’ diye bir şey yok. Bu işle ilgilenen gerek tarımla ilgili bakanlığımız, gerek İçişleri Bakanlığımız, benzer oralarda bizim idari yapılanmalar var. AFAD bunlardan bir her birine, bunu gideriyor. Dolayısıyla da böyle bir şey olduğu zaman zaten AFAD ne yapıyor? Devreye giriyor. Biz kainatta, tabiatta ilahi bir denge olduğuna inanırız. Bu denge ne dek yıkım edilirse doğal felaketlerin yıkıcılığı da o derece artar ve artacaktır. Çünkü tabiat kendine isyan kabul etmez. Bizde biliyorsunuz bir laf vardır, ‘Nehir yatağında akar.’ Siz eğer bu yatağı ne kadar değiştirmeye kalkarsanız işte o yatak sizden intikamını eninde sonunda alır. Değiştirmeyeceksin.

Rize’de benzer şeyi gördük. İşte tabiat için bir rahmet olan yağmur bozulan denge ile afet haline dönüşebiliyor. Hava olaylarının da daha sert yaşanması ve bir bölgede kuraklık öteki bölgede aşırı yağış görülmesi gibi durumların sebebi elbette iklim değişikliğidir.”

– “BU İŞİN ÇIKIŞ NOKTASI TABİATLA KURULAN İLİŞKİDE BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTIRMEKTİR”

Almanya’nın batısında geçen ay yaşanan su baskını felaketinde 186 kişinin hayatını kaybettiğini anımsatan Erdoğan, “10 milyarlarca avroluk hasar ortaya çıktı. Kimse bunu konuşuyor mu? Değil.” dedi.

Belçika’daki sel baskınlarında da birçok kişinin yaşamını yitirdiğini söyleyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Temmuz ayında Avusturya, İtalya, İngiltere, İsviçre, Romanya, Rusya, Bulgaristan, Lüksemburg, İran’da da sel baskınları meydana geldi. Son olarak Japonya’da da aynı olaylar yaşanıyor. Tüm bu seller dünya genelinde fazla sayıda can kaybına ve koskocoman fiziki zarara niçin oldu. Karşımızda doğusunda, batısında, güneyinde, kuzeyinde tüm dünya ülkelerini ilgilendiren bir sorun var. İskoçya’da işte bu iklim dengeleri ile alakalı uluslararası bir forum olacak.

Bunu yüzde 100 başarır mısınız? Kimse kendisiyle ve insanlarla alay etmesin. Bu işin çıkış noktası tabiatla kurulan ilişkide görünüm açısını değiştirmektir. Yaşanılan çevreye yerinde yapılaşmaya gitmemiz gerekiyor. Fiilen afet bölgelerinde ecdadın yaptığı yapıların çoğunun hala dimdik ayakta olması bize gitmemiz gereken istikameti de gösteriyor. Çağrıda Bulunmak ama geçmişteki iyi örneklerden doğru mimariden ve dirençli malzemeden faydalanarak yeni bir yapılaşma modeli geliştirmemiz gerekiyor. Bu konuda TOKİ’nin lokal mimari çalışmaları mevcut, bunları daha da geliştirerek bütün sahada inşallah uygulayacağız.”

Afetler ve felaket yönetmeliğine ilişkin soru üstüne Erdoğan, şunları söyledi:

“Elimizden geleni beşer planında neyse yapmak durumundayız, bunu yapacağız ama şu tabiatta şu doğada ne olur ne olmaz Rabbim nerede neyin tasarrufunu nasıl kılar bunu biz bilemeyiz. Derhal meteoroloji ne yapıyor tahminlerde bulunuyor. Şimdi bu tahminler bakıyorsunuz bazen isabet ediyor ara sıra etmeyebiliyor. Mesela önceden şu andaki gibi bizim meteorolojik özellikle mekanizmalarımız yoktu lakin şu anda biz bu noktada fazla güçlüyüz.

Peki buna karşı tedbirler, bu tedbirler noktasında da acilen bakanlığımızın ve kurumlarımızın önemli tedbirleri de var. Fakat buna rağmen altından kalkabiliyor musunuz, işte yeri geliyor kalkamıyoruz.”

Erdoğan, Muğla’daki yangında bir kısmı etkilenen Yatağan Termik Santrali’ne ilişkin şöyle konuştu:

“Şu Anda bu Termik Santrali’nde eğer bir takım ihmaller olmuş olsaydı orada koskocoman bir afet yaşanabilirdi. Lakin pek oldu fakat orada örneğin burası özel sektöre ait, her türlü adımı attık tedbiri aldık, havadan, denizden ve karadan her türlü çalışmayı yürüttük. Hatta çevredeki vatandaşlarımızın bile destekleriyle santralden oradaki özellikle ağaçlardan arındırmayı tedarik ederek bu 2-3 santrali hamdolsun yanmak ve patlamak bütün bunlardan kurtararak oradaki enerji noktasında çalışmalarını durdurmadık ve devam ettirdik.Hatalarımız olmuş olabilir, şunu yapmasaydık daha iyi olurdu diyeceğimiz şeyler olabilir. Fakat bir takım şeyler bileceğiz ancak insanoğlunun gücünün üstünde olan şeylerdir. Yani bunu da görmemezlikten gelemeyiz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sel felaketi yaşanan Van’ın Esenyamaç köyünü ziyaret ettiği sırada Muhtar Ahmet Korkmaz’ın bir takım CHP’liler kadar susturulmak istenmesinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

“Ben tekrar tekrar bir açıklama kullanıyorum bu ‘yalan terörü’ dediğim konu.

İşi gücü yalan terörüdür. İşte orada bakın Muhtar ne diyor, Bay Kemal ve yandaki partilisi ne diyor ‘CHP’nin sayesinde’ diyor. Ya ne CHP’nin sayesi, ne yaptınız da CHP’nin baştan sona engellediniz. Şu esas kadar bulunduğunuz yeniden, hemen mesela Antalya’da Belediye Başkanı kimde? CHP’de, Muğla’da kimde? CHP’de, İzmir’de kimde? CHP’de. Tüm buralarda acaba sizin karadan bu işlere müdahalelerde nerede itfaiyeleriniz, bunlarla müdahale etmeniz gerekli. Hepsinde de biz devlet olarak bu işlere müdahale ettik. Helikopterle müdahale ettik, uçaklarla müdahale ettik ve bütün bu müdahaleleri yaparken de kalkıp kimseyi suçlamadık. Yeniden benzer şekilde DSİ tüm imkanları ile seferber oldu. Burada hemen bizim kalkıp da bir yerden mülk kaçırmanın gayretine girmemize gerek değil. ‘Ben ne yapabilirim hemen’ onun gayreti içinde elde etmek lazım. Şimdi bir yerde sel baskını var, sel afeti var sen sel afetinde acaba ne yaptın. Bunu ortaya koyun, yok.”

– “MİLLİ MANEVİ GÖREVİMİZ”

Erdoğan, 6 bakanın gece gündüz demeden afet yaşanan bölgelerde görevli olarak bulunduklarını ve sadece yarın için Ankara’ya geleceklerini belirterek, “Kesintisiz yangında arkadaşlarımız Allah razı olsun gece gündüz demeden bölgede kaldılar.

Kesintisiz Antalya olsun, Muğla olsun, İzmir olsun tümü. Ayrıca da takviyeler tüm belediyelerden buralara gönderdik. Yiyecek, giyim ve kuşam vesaire hepsi aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Ben kendim gittim benzer şekilde Genel Başkan Yardımcılarım gitti, bu bizim milli manevi görevimiz ya bunları yapmayacağız da ne yapacağız?” değerlendirmesinde bulundu.

Yalan ve kötüleme konusunun siyasi hayatının her döneminde karşılaştığı ve mücadele ettiği bir sorun olduğuna sinyâl eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kimle işte Bay Kemal’le. Birlik ve beraberliğimizi en çok güçlendirmemiz gereken yan afetlerde bile maalesef bunlar yalan ve iftira çarkını işletmeyi sürdürmekten geri durmuyor. Yangınlarda uçak meselesinden cehalet ya da gaye ürünü nice yalana kadar bunun emarelerini her zaman birlikte gördük yaşadık. Televizyonlara konuşuyorlar, ‘bir tane helikopter görmedim’ diyor arkasında helikopterler geçiyor. ‘Uçak görmedim’ diyor uçaklar arkasında geçiyor. Sele HES barajlarının yıkılmasından bahsediyor, ya baraj dediğin durum affedersiniz borularla suyun nakledildiği durum olur mu? Bakın bizim barajlarda açık baraj sistemleri vardır ki bunlar gölet sistemidir ve bunlar daha çok yangın göleti diye açıklama edebileceğimiz, oralardan bu cins afetlerde helikopterler iner oradan suyu alır ve yangının olduğu yere boşaltır.

Denizden alıp yangının olduğu yere gelip suyu boşaltıyorsunuz ve 10 saniyedir, 10 saniyede uçak oradan suyu alıp denizden gelip yangının olduğu bölgeye boşaltabiliyor. Yan bu alanlarda da çoğu tedbirler nitekim almamıza da niçin oluyor inşallah o adımları da atacağız.”

– “KIŞISEL OLARAK SOSYAL MEDYAYA OLUMLU BAKMIYORUM”

Erdoğan, Bozkurt ilçesinde yaşanan sel felaketinde sosyal medyadaki “HES patladı” iddialarına ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bozkurt’taki santral su depolaması olmayan sadece borudan geçen su ile elektrik üreten regülatör tipi bir tesis, burada da 50 türlü yalana başvurdular. Yani bir kere böyle bir yani boru sistemiyle suyun nakledildiği bu olayda patlama ya da kapaklarının açılması nedeniyle taşkına sebep olması zaten mümkün yok. Bunun da bütün video çekimlerini her şeyini bu olayların olduğu vakit baştan başa zaten gösterdik. Ben bu yönüyle şahsen sosyal medyaya olumlu bakmıyorum ve sosyal medya ile olan bu noktadaki mücadelemizi de bu yalanları sebebiyle sürdüreceğiz. Vatandaşlarıma tavsiyem de bu yönde olacak, üstelik bu yalan ve iftira kampanyasının en başında da muhalefet namına konuşan siyasetçiler ve milletvekilleri bulunuyor.

Gençlerimiz ilk olarak elde etmek üzere bütün vatandaşlarımızı muhalefetin başını çektiği sosyal medya terörüne yalan rüzgarlarına aleyhinde dikkatli olmaya özellikle ziyafet ediyorum. Geleneksel medyada yoklama görevini yerine getiren kurulumuz var, inşallah meclisin açılması ile birlikte sosyal medyaya yönelik kontrol konusunda da gereken adımları atacağız. Sahada yürüttüğümüz cansiperane mücadelenin kendini bilmez birilerinin yalanıyla baltalanmasına ve gerçeklerin çarpıtılmasına da müsaade etmeyeceğiz.”
Erdoğan, “Kovid’le çaba çerçevesinde istediğimiz noktada mıyız?” sorusu üzerine, Türkiye’nin salgın sürecini ayrıca afiyet keza ulus güvenliği ayrıca de idareli bakımdan en iyi yöneten ülkelerin başında geldiğini söyledi.

En başından beri maske, solunum cihazı, hastanedeki tedaviler ve yoğun bakım konularında Türkiye’nin kriz derecesinde bir sıkıntıyla karşılaşmadığını belirten Erdoğan, “O Kadar çok ülkede millet aksayan hizmetlere isyan ederken ülkemizde manâlı hemencecik hiçbir sorun yaşanmadı. Salgına karşısında en büyük ve hatta tek korunma yöntemi olan aşılamada dünyada epeyce bir defa biz önlerde yer alıyoruz.

Emrindeki bizim bilhassa şehir halkı hastanelerimiz çok çok ciddi bir işlev icra ettiler. Yani ilk doz aşıda 45 milyonu, ikinci doz aşıda 34 milyonu, üçüncü doz aşıda 7 milyonu geçtik. Bu sayede, bir ara büyüme seyrinde olan olgu sayımız her tarafta 18 binli rakamlara geriledi. İnşallah en kısa sürede bu rakamı fazla daha aşağı çekeceğiz.” diye konuştu.

“Bir taraftan da tüm dünyada ama Türkiye’de de aşıya karşı bir muhalefet var. Ciddi bir aşı karşıtlığı var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üstüne Erdoğan, “Milletimin aleyhinde 3 doz aşısını olmuş bir Cumhurbaşkanı olarak bulunuyorum. Bir bıkkınlık olsaydı her hâlükarda kendimizi böyle bir riske sokmazdık.” dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Aşı tedarikinin dünyada güç olduğu bir dönemde dahi Türkiye olarak erkenden yaptığımız bağlantılarla süreci başlatmıştık. Benim buradaki tezim gönüllülük esasıdır. Yani aşı elde etmek isteyenler gönüllülük esasına kadar aşı olmalıdır. Yani zorla, zorlamayla böyle bir şeyi dürüst bulmuyorum. En yüksek tehlike gruplarından başlayarak aşama kademe aşılama yaşını genel uygulamada 15’e, kronik hastalarda ise 12’ye kadar biliyorsunuz indirdik.

Aşı olduğu halde hastalananların sayısı fazla istisnai seviyede. Bu gerçekleri de görmemiz gerekli. Önümüzde böyle net bir tablo olduğu halde ilmi ve zihinsel olarak hiçbir gerekçeye dayanmadan aşı karşıtlığı kampanyası yürütülmesini içten bulmuyorum. Elbette aşı olmamak şahısların kendi tercihidir ama tercihin başka insanların hayatlarını riske atacak şekilde ortaya konmasına rıza gösteremeyiz. Onun için de gönüllülük esası diyorum koşul olmalı.”

– “İSTEYEN AŞISINI OLUR, İSTEYEN OLMAZ”

“Anladığım kadarıyla aşı konusunda gönüllük esası olsun diyorsunuz, herhangi bir zorunluluktan yana değilsiniz lakin sizin de söylediğiniz gibi aşı olanlar da olmayanlardan felakete uğramış onlarla benzer ortamda bulunmaktan nedeniyle.” sözleri üzerine Erdoğan, “Böylece ne bir hakkı var ne bir yetkisi var. Yani felakete uğramış almak, olmamak. O senin karın değil, senin işin de yok. Yani ister olur ister olmaz. Bu konuda da zorlamaya gerek yok. Her şeyi zaten bu işin bilimsel yanı itibarıyla doktorlarımız, bilim kurulu vesaire onlar anlattılar, anlatıyorlar. Öyleyse bırakalım da bu işin ehli olan kimse onlardan dinleyelim ve zor kullanarak böyle bir yola tevessül edilemez.

Gönüllülük esası burada koşul olmalıdır. Ona tarafından de isteyen aşısını olur, isteyen olmaz ve bu şekilde de temenni ediyorum ama en kısa zamanda bu badireyi de inşallah atlatmış oluruz.” ifadelerini kullandı.

– “TEMENNİMİZ ODUR Kİ TÜRKOVAC EN KISA ZAMANDA ELİMİZDE OLSUN”

“Bir projenin bitiş süresi geldiğinde o projeyi yapanlarla pazarlık yapıyorsunuz. ‘Şu dek erkene çek, şu kadar gün önce bitir.’ diyorsunuz ve bir çoğu zamanından önce bitiyor. Aşı olmayanların bir kısmı ‘Ben Türk aşısını bekliyorum.’ diyor. Bu süreçle ilgili bir hızlandırma ya da bu konu ile ilgili olarak bir an evvel Türk aşısının da gündeme gelmesi söz konusu olacak mı?” sorusunu Erdoğan, şöyle yanıtladı:

“Murat Bey bu inşaat yapmaya ayrı. Bu öbür bir şey. Yani şu anda inşaatta böyle bir şeyi matematik iki kere iki dört diyebilirsin ama yani aşıyla ilgili çalışmaların şimdi başında olanlar hocalarımız vesaire onlar bize kalkıp da böyle bir matematik esasına dayalı bir tarih veremiyorlar fakat tahmini olarak sene sonuna kadar en geç bunu bitireceğiz diyorlar. İnşallah kendi aşımızı en kısa zamanda bitireceğiz diyen hocalarımız da var ve bu konudaki dışa bağımlılığımızı da inşallah azaltmayı hedefliyoruz diye bu müjdeyi bize bu şekilde defalarca söylediler.

Dün akşam da Bakanımla bu konuyu görüştük. İnşallah yüz yüze eğitimi başlatacağız ve yavrularımız da öğretmenleriyle yüz yüze inşallah çalışmaya başlayacaklar.” biçiminde yanıtladı.

Ziya Selçuk’un Ulusal Eğitim Bakanlığı görevinden af talebini yerinde bulduklarını ve yerine Milli Eğitim camiasını tanıyan Mahmut Özer’i göreve getirdiklerini anımsatan Erdoğan, Bakan Özer ile çalışmaları sürdürdüklerini belirtti.

-“PARALİMPİKTE DE DAHA BAŞARILI OLACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Tokyo Olimpiyatları’na ilişkin değerlendirmeleri sorulan Erdoğan, bilhassa kadın sporcuların performansıyla ilklerin öne çıkmasının kendilerini sevindirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Yani hele hele yani neredeyse 2 altına gidiyorduk boksta yani burada Busenazların 1 altın 1 gümüşte, orada bir haksızlığa da maalesef kurban gitti. Ben inanıyorum ama iki altını almış olsaydık boksta, o tabii çok daha ayrı bir şey olacaktı. Bizim yani olimpiyatlardaki derecemizi azıcık daha artıracaktı. 2 altın 2 de gümüş oldu ve 9 da bronz almak üzere şu ana dek biz olimpiyatlarda böyle bir performansı yakalamış olduk.

Arkadaşlarımızın da bu noktadaki kararlılığını böyle gördüm. Bundan önceki olimpiyatlara göre bu kere daha başarılı bir şekilde dönecekler, bunu görüyorum.”
Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yeni anayasa ile ilgili hazırlıklarını kendisine gönderdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Ben de bu çalışmayı yürüten arkadaşlarıma ve bu işin başındaki arkadaşımıza da o alıştırma taslağını da verdim. Arkadaşlarımız onunla birlikte çalışmalarını da yaptılar. Hemen biz de çalışmamızı muhakkak bir noktaya getirdik, getiriyoruz. Nihai noktaya gelince de çıkan neticeyi ben de Sayın Bahçeli’ye takdim edeceğim ve onların da incelemesinden sonraki durumu yeniden bir değerlendirmeye alacağız.”

“Seçim Kanunu’nda değişiklik olacak mı?” sorusu üzerine Erdoğan, “Bu konuyla ilgili de yeniden benzer şekilde genel başkan yardımcım Yaşamsal Beyin riyasetinde bir takım, Milliyetçi Hareket Partisinden de bir ekiple görüşmelerini yaptılar, yapıyorlar. Bu çalışmaları da bana ibraz ettiler, ben de baktım. Şimdi onun üzerinden son çalışmaları da yapıyorlar.

Çünkü, artık gaye Haziran 2023. Bunu Devlet Bey de müteaddit defalar söyledi, biz de söyledik. Yani muhalefetin diğer işi gücü değil sürekli bunlarla meşgul oluyor ve bunlarla meşgul olmakla netice alacağını zannediyor. Böyle bir şeyin netice vermeyeceğini tekrar tekrar söylediğimiz halde, bırakın da işinize bakın. Ülkeye bir katkınız var mı ülkenin kalkınmasına bir katkınız var mı veyahut ülkede yapılan şu çalışmaya bir katkınız var mı? Bunların söyleyin. Bunlarda böyle bir katkı maddesi var mı böyle bir dert var mı? Değil. Hala erken seçim merken seçim. Yani erken tercih olup da bundan bir netice alacaklarından yok, bunlar kasıt saptırmaktan diğer bir şey de yok. Bu ülke artık açıklanan yol haritasını başkalaşmak isteyenlere fırsat vermeyecek. Bizim işimiz var. Biz derhal çalışıyoruz. Daha çok şeyler yapmamız lazım. Bunlara bu fırsatı vermedik, vermeyeceğiz. Bu ülkede önümüzdeki seçimin tarihi bellidir ve o tarihte bu tercih yapılacaktır.”

– “KADINIMIZI KÜÇÜK GÖRMEK, MAKAM SAHİBİ OLMASINA ÖNLEMEK HİÇ KİMSEYE KAZANDIRMAZ”

Ankara’da 26 fabrikanın açılışında konuşan kaynak ustası Melek Tuğ’un görüntülerini izleyen Erdoğan, Tuğ’un iş lisesini bitirerek, sanatkâr noktasına geldiğini açıklama etti.

Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

“Dedim ‘Artık üniversiteyi de bitirmen gerekli’ ve inanıyorum fakat bu azimle üniversiteyi de bitirir.

Firma da ast banal bir firma değil. 250 milyon dolar ihracatı olan bir firma. Bizim Anadolu yakasındaki Türkiye’nin en uzun bayrak direğini bunlar yaptı. Biz de açılışına gitmiştik. Hatta Ulaştırma Bakanımıza onu söyledim. Dedim ‘Bu direğin bir benzerini de Avrupa yakasına yapalım. Anadolu ve Avrupa yakasından iki gönder birbirini selamlasın.’ İnşallah acilen ikincisini de Avrupa yakasında yapacağız. Kadınımızı küçük görmek, onların ilim tahsilinde ya da bu cins yerlerde mevki makam sahibi olmasına engel olmak hiç kimseye kazandırmaz. Güveneceğiz ve yolculuğumuza da bu şekilde devam edeceğiz.”

Türkiye’nin eskiden toplu iğne zeka üretemeyen bir ülke olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, toplu iğne üretemezken bugünkü hale geldik. Mesela şu an IDEF Fuarı fazla başarılı bir fuar oldu ve ciddi manada siparişler var.” dedi.

Erdoğan, Türkiye’deki işsizlik rakamları ve istihdama ilişkin soruya, “tekrar tekrar yan söylediğim bir şey var. Bir konuya koskocoman ehemmiyet verdiğimi söyledim. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat. Bu dört başlık bizim için fazla önemli. Tabi yatırım olursa gerisinde istihdam gelirse onun ardından ne gelecek? Üretim gelecek.

Ve güzel olan nokta şu, tüm sektörlerde istihdam artışı yaşandı. Böyle bir dönemdeyiz. Hizmet sektörünün istihdamı salgın öncesi seviyesine yaklaştı. Tabii bizim için siklet arz ediyor. Sanayi istihdamı her tarafta 6 milyonu aşarak, en yüksek seviyesine ulaştı. Bu çok fazla önemli. Salgın kaynaklı istihdam kaybının epeyce üstünde istihdam artışı sağladık. Türkiye ekonomisi artık toparlanma sürecinin ardındaki bir atılım içerisine girmiştir. Bunu görmemiz gerekli.

Tüm dünyayı sarsan salgın döneminde ekonomimiz manâlı bir imtihan vermiştir. Yerinde ve vaktinde aldığımız tedbirler doğruca salgından en az etkilenen ekonomilerden biri olduk. 2020 yılını yüzde 1,8 büyümeyle kapattık. Bu yılın birincil çeyreğinde yüzde 7 gibi güçlü bir çoğaltma kaydettik. Öncü göstergeler, ikinci çeyrekte yüzde 20’nin üstünde güçlü büyümeye şimdiden göze çarpan ediyor. Yıl sonu çoğalma beklentimiz ise orta vadeli programa göre yüzde 5,8’in dahi oldukça üstünde. İhracatta rekor üzerine rekor kırıyoruz, işte 210 milyar dolar duvarına yaklaştık. 2021 yılı genelinde ihracatın inşallah 210 milyar doları da açmasını bekliyoruz.

Nisan 2012’den bu yanlamasına reel kesim güven endeksi en yüksek seviyesine çıkmış vaziyette, bu da ast ki olumlu sinyalleri veriyor.”.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mersin Escort - Samsun Escort - Atakum Escort - Düzce Escort - Adapazarı Escort - Sakarya Escort - Aydın Escort - Nazilli Escort - Kuşadası Escort - Seks Hikayeleri - Seks Hikaye - Sikiş Hikayeleri - Türk Porno - Türk İfşa - Türk Liseli Porn - Antalya Escort - Muratpaşa Escort - Kemer Escort - Alanya Escort - Konyaaltı Escort - Escort Bayan - Çanakkale Escort - Turgutreis Escort - Didim Escort - Bursa Escort - Konya Escort - Görükle Escort