Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına şiddete karşısında yeni eylem planını açıkladı

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına şiddete karşısında yeni eylem planını açıkladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına şiddete karşısında yeni eylem planını açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim kadına yönelik güçlü olarak mücadelemiz İstanbul Sözleşmesi’yle başlamadığı gibi bu sözleşmeden çekilmeyle de bitecek değildir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Insanlar Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Kadına Yönelik Güçlü Olarak Uğraş 4. Milli Eylem Planı Tanıtım Toplantısı’na katıldı.

Erdoğan, toplantıda yaptığı konuşmada, hazırlık sürecinde değerlendirmeleriyle, eleştiri ve teklifleriyle eylem planına katkı karşılayan bütün kurumlara ve taraflara şükranlarını sundu.

Eylem planında yer alan hususların belirlenen çerçevede ve sürede amacına ulaşmasını temenni eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizim inancımızda bildiğimiz ve bilmediğimiz varlıklar içinde ana olan insandır, öteki bütün ayrımlar, öteki tüm vasıflar, diğer bütün farklılıklar bu ulvi sıfatın arkasında kalır. Toplum ve aile dediğimiz müesseseler de erkek ve kadının ortak varlığıyla ortaya çıkar, mana kazanır ve devam eder. İnsanları sadece cinsiyetlerinden nedeniyle fayda sınıflamasına ast tutan anlayışın bizim medeniyetimizde ve kültürümüzde yeri yoktur.

Mesela aile yapımızla ilgili hassasiyetlerimizde bayan ne değin sorumluluk sahibiyse erkek de aynı derecede yükümlülük sahibidir. Her ne sebeple olursa belki aile yapımızda bir biçimsizleşme varsa bunun sorumluluğunu sadece kadına ya da erkeğe atfetmek sorunun yarısını görmezden varmak demektir.”

YAŞANAN HER SORUNLA BİZZAT İLGİLENDİM”

Erdoğan, kadına zor meselesinde besbelli bir mağdur varsa dahası failin mevcut olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“İşte bunun için iktidara geldiğimiz günden beri kadına karşın kuvvetle çaba, öncelikli konularımız arasında yer almıştır. Kişisel Olarak de bu konuyu her zaman yakından takip ettim, atılan her adımı destekledim, yaşanan her sorunla kanımca ilgilendim. Nitekim tek herif bir müdahaleyle neticeye ulaşılamayacağı belirli olan bu alıngan konunun çözümü için zaman içerisinde bambaşka politikalar geliştirdik ve uyguladık. Son günlerde bir takım çevreler, bugün, yani 1 Temmuz itibarıyla resmen çekildiğimiz İstanbul Sözleşmesi’ni, kadına yönelik kuvvetle mücadelede bir geriye gidiş olarak yansıtmaya çalışıyor. Bizim kadına karşın güçlü olarak mücadelemiz İstanbul Sözleşmesi’yle başlamadığı gibi bu sözleşmeden çekilmeyle de bitecek değildir.”

Sözleşmeden çekilme gerekçelerini o dönemde kamuoyuyla paylaştıklarını anımsatan Erdoğan, “Bizim kadına karşın güçlü olarak mücadele çerçevesinde aldığımız tedbirlerin, yaptığımız düzenlemelerin, hayata geçirdiğimiz uygulamaların kadınların haklarına, hukuklarına, onurlarına sahip çıkmamızın tek sebebi eşref-i yaratık olan insan sıfatıyla kendilerine olan saygımızdır.

Şiddetin her türüyle mücadelemiz sürerken kadına yönelik kuvvet kavramının altını bilhassa çizmemizin sebebi bu sorunun adını koymak gerektiğine olan inancımızdır.” ifadelerini kullandı.

Kadına karşın şiddetin o kadar çok faktörden etkilenen ve genel şiddetten bambaşka dinamiklere sahip olan bir vaka olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu sebeple evvela kadına yönelik şiddetin ortaya çıkmasına niçin olan faktörlerin detaylı bir şekilde incelenmesi ve bertaraf edilmesi gerekiyor. Kadına yönelik güç, kadının hayatı öncelikle elde etmek üzere kendini güvende kavrama, eğitim, iş ve sosyal süreçlere katılma gibi temel haklarını kullanmasını da engelleyen bir sorundur. Şayet bu şart aile içinde vuku bulmuşsa şiddete tanıklık etmesi sebebiyle çocuklarda travmaya niçin olabiliyor. Şiddeti bir tavır biçimi olarak öğrenen çocukların yarının şiddet mağduru veya baskı faili olarak karşımıza çıkma ihtimali artıyor. Sebebi ne olursa olsun, aile içinde yaşanan şiddetin sonuçları kadını ve çocuğu içten ve doğrudan etkiliyor. Konuyu bütün boyutlarıyla ele aldığımızda şayet doğrudan yok ama dolaylı olarak bütün toplumun da bu şiddetten negatif etkilendiğini görüyoruz.”

“Kadına karşın şiddeti, tıpatıp salgınla mücadelede olduğu gibi siyasi tartışmalara malzeme etmeden, içtenlikle ve tarafsız bir şekilde ele almamız gerekiyor.” diyen Erdoğan, kadınların ve çocukların onuruna, ailelerine, toplumlara ve gelecek nesillere önemli anlamda hasar veren açık bir insan hakkı ihlali olan kadına karşın şiddetin yalnızca kendilerinin değil bütün ülkelerin sorunu olduğunu söyledi.

Erdoğan, bu küresel sorunu, bütün dünya gibi kendilerinin de hukuki düzenlemeler, önleme, koruma ve kovuşturma alanlarında ihtisaslaşma ile aşmaya çalıştıklarını açıklama etti.

Merkezi ve yerel düzeyde kurumlar arası koordinasyon ve meslek birliğiyle oluşturdukları sosyal politikaları ilgili tüm kesimlerin desteği ve katkılarıyla kararlılıkla sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, bu çerçevede ilkini 2007 yılında hazırladıkları Milli Eylem Planı’nı aralıksız güncelleyerek ve geliştirerek bugüne dek getirdiklerini aktardı.

“6284 SAYILI KANUN EN ÖNEMLİ DÖNÜM NOKTASIDIR”

Türkiye’de ve dünyada yaşanan toplumsal, kültürel ve teknolojik değişimlerin, önleyici ve koruyucu çalışmaların da geliştirilmesini gerektirdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Yeni ulusal eylem planımız, var olan çalışmaları daha da ileriye taşıyarak, bu değişimi kucaklama amacı taşıyor.

Nedenleri ve sonuçları itibarıyla değerlendirdiğimizde, kadına karşın zor sorunuyla mücadelede fazla yönü olan totaliter ve disiplinler arası bir yaklaşıma gereksinim duyulduğunu görüyoruz. Bu çerçevede birincil yönetimle ilgili ve yasal somut adımı 2006 yılında yayınladığımız başbakanlık genelgesi ile atmıştık.”

Kadına yönelik güçlü olarak mücadelede toplumsal bir mutabakat ve başvuru formu birliği temin etmek için gereken öncelikli politikaları belirledikleri 3 milli eylem planını başarıyla uyguladıklarını gösteren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Çeşitli dönemlerde yaptığımız anayasa değişiklikleriyle de verdiğimiz mücadelenin hukuki zeminini güçlendirdik. Ailenin korunması ve kadına karşısında şiddetin önlenmesine dair 6284 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi, bu doğrultudaki en kayda değer dönüm noktasıdır. Türkiye bu kanunla dünyada kadına yönelik şiddetle mücadelede en detaylı ve etkin mevzuata sahip ülkeler arasında ilk sıralara çıkmıştır. Nitekim uygulamadaki neticeler, kanunun aslında bu dokunaklı, vicdan kanatıcı meselenin çözümünde çok kayda değer mesafeler kat etmemizi sağladığına işaret ediyor.”

“PLANI 5 ESAS NIYET, 28 STRATEJİ VE 227 FAALİYET ŞEKLİNDE YAPILANDIRDIK”

Erdoğan, her şeyden önce kanunun halk müziği, renk, cinsiyet, tabiyet, dil, din, statü, uygar hal, engel durumu hastalık gibi ayrımlar gözetmeksizin şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan bütün kadınları, çocukları, erkekleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korumayı amaçladığını kaydetti.

Şiddete uğrayanın kadın ya da erkek, çocuk veya yaşlı, engelli ya da engelsiz olmasının fark etmediğini, geniş yelpazesiyle kanunun herkesi koruma kapsamına aldığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Natürel zor mağdurları daha çok kadınlar ve çocuklar olduğu gibi ister istemez fiiliyatta bu gruplar öne çıkıyor.

Bugün 81 ilimizin her birinde mağdurlara hizmet veren merkezlerin kadına karşın şiddetle mücadelede önleyici katkıları olduğuna inanıyorum. Hemen de yeni eylem planımızda mücadeleyi daha da güçlendiriyoruz.”

Kadına Yönelik Kuvvetle Çaba 4. Milli Eylem Planı’nın 2021-2025 yıllarını kapsadığını gösteren Erdoğan, şunları söyledi:

“Bu çalışma için hazırlıklarımızı 2020 yılı başından beri sürdürüyoruz. Eylem planımızı, halk kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, medya mensuplarının, uluslararası kuruluş temsilcilerinin ve ilgili bütün paydaşların katkılarıyla hazırladık. Epeyce hacimli bir kitap olarak ortaya çıkan planı, 5 ana gaye, 28 strateji ve 227 faaliyet biçiminde yapılandırdık. Sorunun en ince ayrıntısına kadar ortadan kalkmasını niyet alan bu bütüncül politika dokümanını bugün sizlere sunuyoruz. Önümüzdeki 5 yıl boyunca kadına karşın şiddetle mücadelede peşine düşüp takip edeceğimiz ana başlıkların hepsi bu planda yer alıyor.”

“İL EYLEM PLANLARI 81 İLDE HASSASİYETLE YÜRÜTÜLMEKTEDİR”

Erdoğan, bu başlıkları mağdurların adalete erişiminin kolaylaştırılması, kuvvetle topyekun uğraş anlayışının tüm plan, program ve politikalara yerleştirilmesi, koruyucu ve önleyici hizmetlerin güçlendirilmesi, toplumsal farkındalık ve duyarlılığın artırılması, sistemli, güvenilir, karşılaştırılabilir verilerin toplanması ve yorumlanması olarak özetleyebileceklerini açıklama etti.

Değişen koşullar ve ortaya çıkan ihtiyaçlar çerçevesinde gereken her türlü hukuki ve idari tedbirleri almayı sürdüreceklerine dikkati çeken Erdoğan, “Kadına Karşın Şiddetle Çaba 4.

Amacımız adli süreçte, mağdurun adalete erişiminin kolaylaşmasını, mağdurun haklarını etkili kullanmasını ve baskı eylemlerinin orantılı şekilde cezalandırılmasını sağlamaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Canice mevzuatının gözden geçirilmesinden, baskın savcı ve diğer asistan hak personelinin eğitimine dek 22 faaliyetin bu başlık aşağıda yer aldığını anlatan Erdoğan, kurumlar arası meslek birliğinin geliştirilmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koordinasyonunda Yargı, İçişleri, Milli Savunma ve Sıhhat Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında protokoller imzalandığını söyledi.

Erdoğan, ŞÖNİM yönetmeliği zarfında 2016 yılından itibaren Kadına Yönelik Güçlü Olarak Uğraş İl Koordinasyon İzleme ve Değer Biçme Komisyonları’nın oluşturulduğuna değinerek, “Bu komisyonlar, yılda asgari 2 kere almak üzere valilerimizin başkanlığında toplanmaktadır. Keza her ilin kültürel, sosyolojik, özellikle de sosyolojik özelliklerini ve risk faktörlerini göz önünde bulunduran kadına yönelik güçlü olarak çaba il eylem planları, 81 ilde hassasiyetle yürütülmektedir.” dedi.

Kadına karşın şiddetle mücadele oluşturulan teknik kurulun da üçer aylık periyotlarla toplanmak suretiyle faaliyetini sürdürdüğünü aktaran Erdoğan, “Türk Canice Kanunu’ndaki mevcut kabahat tipleriyle cezayı ağırlaştıran sebepler gözden geçirilerek bilhassa ısrarlı takip, siber şiddet, zor kullanarak evlendirme gibi şiddet türleri konularının baştan değerlendirilmesini planlıyoruz.

Bu hedefe ulaşmak için vakaya zamanında ve dürüst şekilde müdahale edilmesinin sağlanması, olgu bazlı özel müdahale programlarının hayata geçirilmesi, kolluk uygulamalarının etkinliğinin artırılması, zorlama mağduruna hizmet veren meslek elemanlarının eğitimlerle güçlendirilmesi, zor mağdurlarının afiyet hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması, kuvvet faili veya başvuru formu ihtimali bulunanlara karşın önleyici hizmetlerin hazırlanması stratejilerini uygulayacağız. Bu kapsamda hayata geçireceğimiz faaliyet sayısı da 65’i bulacaktır.”

“ŞİDDETLE ÇABA İRTİBAT NOKTALARINA, MAĞDURLARIN KOLAY ULAŞABİLMESİNİ SAĞLIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadına karşın şiddetle mücadelenin temelini yaratıcı mağdurun korunması ve desteklenmesi ile önleyici çalışmalarda kurumsal hizmetlerin daha da ağırlık kazandığına dikkat çekici ederek “Şiddeti önlemek, soruşturmak, kovuşturmak, ortadan uyandırmak kısaca içten müdahaleyi gerçekleştirmek fakat ihtiyaca yerinde planlanmış kurumsal yapılar ve programlarla mümkündür.” dedi.

Bu amaçla Zor Önleme ve İzleme Merkezleriyle (ŞÖNİM) beraber kadın konukevlerinde kurumsal hizmetlerin yürütüldüğünü anımsatan Erdoğan, “Türkiye’nin tüm illerinde faaliyet bildiren 360 sosyal hizmet merkezimiz bünyesinde oluşturduğumuz kuvvetle çaba irtibat noktalarına, mağdurların kolay ulaşabilmesini sağlıyoruz.” diye konuştu.

Bu merkezlerde baskı mağdurlarına rehberlik ve danışmanlık, hukuk, sağlık durumu, istihdam hizmetleri yanına çocuklarına sağlanan burslarla da yardım verildiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Zorlama mağduru kadınlara konuk evinden ayrıldıktan sonradan da psiko-sosyal yardım vermeyi sürdürerek iş hayatına katılımlarına yönelik mesleki eğitim ve programlardan faydalanmalarını da temin ediyoruz.

Bu doğrultuda güç faillerinin ve zorlama başvuru ihtimali olan bireylerin öfke kontrollerinin sağlanabilmesine yönelik eğitimlere başlıyoruz. Faillerin, alkol ve madde bağımlılığından kurtarılması ile kavgacı davranışlarının rehabilitasyonuna karşın eğitimlerden fazla ciddi faydalar elde edeceğimize inanıyoruz. Bu programların denetimli serbestlik, tutukluluk ve teknik takip gibi koruma tedbirleri ile birlikte yürütülmesini planlıyoruz.”

“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE 7 İLİMİZDE 9 YENİ KADIN MISAFIR EVİ DAHA AÇILACAK”

Erdoğan, “mağdur odaklı uğraş prensibi” ile çalışan ŞÖNİM’lerde bugüne dek 682 bini kadın, 54 bini erkek ve 96 bini çocuk olmak üzere toplam 833 bin kişiye hizmet verildiğini belirterek “Yatılı kurumsal hizmetlerimizi ise 81 ilimizdeki 149 kadın davetli evinde 3 bin 576 kapasiteyle sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde 7 ilimizde 9 yeni kadın konuk evi daha açılacaktır. Hem 9 ilimizdeki mevcut kadın konukevlerini, baskı mağduru kadınların ve çocuklarının ihtiyaçlarına tarafından dönüştürüyoruz. Korkutma altında olan kadınlarımız için ihtisaslaşmış kadın misafir evlerimizde özel güvenlik önlemleri alıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Barınma amacıyla kuruluşlara başvuru eden kadınlara da gereken desteğin verildiğini ve verilmeye devam edeceğini dile getiren Erdoğan, bu kurumlarda bahşedilen hizmetin kalitesini artırmak amacıyla ŞÖNİM ve Kadın Konukevi Hizmet Standartları ve Öz Değerlendirme Rehberi hazırladıklarını bildirdi.

Kadına yönelik güçlü olarak mücadelede irtibat teknolojilerinin de etkin bir şekilde kullanıldığına dikkati çeken Erdoğan, “ALO 183 Sosyal Takviye Hattı, ihtiyacı olan tüm kadın ve çocuklar için psikolojik, yasal ve idareli danışma hattı olarak hizmet veriyor.

İçişleri Bakanlığına emrindeki Elektronik İzleme Merkezi’nde ülkenin tamamındaki polis ve jandarma bölgelerinde saptama edilen vakalar, aralıksız peşine düşüp takip edilmektedir. Bu işlemler İçişleri Bakanlığı Emniyet ve Ivedi Durum Koordinasyon Merkezi GAMER’de yürütülüyor. Elektronik kelepçe uygulaması ile buna karşın ilgili mevzuat çalışması da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda, Yargı ve İçişleri bakanlıklarının katkıları ile tamamlanmıştır.”

“BELİRLEDİĞİMİZ 77 FAALİYETİ ÖNÜMÜZDEKİ 5 YIL İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Eylem Planı’nın dördüncü hedefinin de “toplumsal farkındalık ve duyarlılığının artırılması” olarak belirlendiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bu hedefe ulaşmak üzere kurumsal irtibat kanallarının güçlendirilmesi, şiddetsiz bir toplum için farkındalık faaliyetlerinin yürütülmesi, kadına karşın şiddetle mücadelede erkeklerin daha pozitif yer almasının sağlanması, yükseköğretimde dahil eğitimin tüm kademelerinde şiddetle topyekun çaba anlayışının yerleştirilmesi, şiddete neden olan yargılar ile çaba edilmesi, özel sektörün kadına karşın kuvvetle mücadelede etkin rol alması, medyanın güçlü olarak mücadelede sorumlu ve etik yayıncılık anlayışıyla hareket etmesi gibi hususlarda çalışmalar yürütülecektir.

Bunlardan biri yurt açık havada yaşayan Türk vatandaşlarımıza yönelik bilgilendirme faaliyetleridir. Bir diğeri erken yaşta ve zor kullanarak evliliklerde mücadele edilmesi amacıyla babalara yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları düzenlenmesidir.”

DİL KULLANIMININ ÖNEMİNE VURGU

Erdoğan, toplantıda yaptığı konuşmada, bireylerin gündelik konuşmalarında ve sosyal medyada farkında olarak veya olmayarak kadına karşın şiddeti normalleştiren söylemler kullanabildiğine muhabere etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nesil söylemlere ilişkin toplumda farkındalık meydana getirmek ve alternatiflerini andırmak, şiddet içermeyen olumlu bir dil kullanımını özendirmek nedeniyle çeşitli mecralarda kampanyalar yürütüleceğini bildirdi.

Geleneksel ve yeni medyada reklam verenlere ve özel televizyon kanallarına karşın olarak zor temelli bir hassasiyet geliştirilmesinin özendirme edileceğini açıklayan Erdoğan, kadına karşın şiddetin bir türü olan meslek uygun maddesel, cinsel, hesaplı ve psikolojik güç ile meslek gücü sömürüsü ve baskıya ilişkin farkındalık oluşturma çalışmalarının yapılmasının planlandığını söyledi.

Erdoğan, sinema yapımları takviye başvurularının, kuvvetle mücadeleyi öne çıkaran yapımları teşvik edecek bir anlayışla değerlendirileceğini belirtti.

Eylem planının 5.

Bu amaçla lokal düzeyde özelleştirilmiş politikalar için 81 ilde kadına yönelik zor tehlike haritalarının tamamlanması, stratejik hedeflerimiz içinde yer alıyor. Kadına karşın güçlü olarak mücadele data bankasındaki bilgilerin yorumlanmasından failler ve kadın cinayeti hükümlüleri ile ilgili araştırma yapılmasına kadar 28 faaliyete bu başlık aşağıda yer verilmektedir. Kuvvetle mücadelede elde edilen data ve tüm bu veri analizlerle sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle daha yakın meslek birlikleri geliştirilecektir. Bu sorunu ele bölge bilimsel araştırmaların artmasını, kadın cinayetlerinin nitel ve nicel analizine ilişkin düzenli aralıklarla yapılacak incelemeler yoluyla akademik bir müktesebatın oluşmasını hedefliyoruz. Bu Nedenle sosyal bilimler ile politika inşa süreçleri arasındaki uzaklık kapatılarak kaliteli politika ve hizmet hedeflerinin gerçekleştirilmesi olası olacaktır.”

Karşılıklı data tabanı oluşturulması için Aile ve Sosyal Hizmetler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları arasında veri entegrasyonunun sağlandığını bildiren Erdoğan, güç mağduru hakkında kanuna göre bahşedilen mahremiyet kararlarının ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla elektronik ortamda paylaşılmasına karşın entegrasyon çalışmalarının ise devam ettiğini söyledi.

“HER KESİME YÖNELİK EĞİTİCİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Erdoğan, içeriğine ilişkin genel bilgileri paylaştığı 4.

Erdoğan, “Eylem planımızın esas amacı toplumun kadına yönelik şiddete gösterme açısını etkilemeye, değiştirmeye ve duyarlılıklarını artırmaya karşın bir farkındalık oluşturmaktır. Bunun için iletişim araçlarını daha etkin kullanmak suretiyle düzenleyeceğimiz kampanyalarla her kesime yönelik öğretici çalışmalar yürütmeyi hedefliyoruz. Kadına yönelik şiddetle uğraş fakat toplumun tamamının iştirakiyle ve arkadaşça katkısıyla başarıya ulaşabilir.” dedi.

Erdoğan, eylem planına sorumlu ve ilgili tarafların her türlü desteği vereceğine, gerekli adımları atacağına inandığını bildirdi.

Bugüne kadar kadınların zor konusu ilk kez almak üzere her alandaki yargı arama mücadelelerinde yanlarında olduklarını ve bundan sonra da olacaklarını vurgulayan Erdoğan şunları kaydetti:

“Kadına aleyhinde şiddeti sıradanlaştıran yaklaşımları insani ve ahlaki değerleri güçlendirerek ortadan kaldıracağız. Bu konuda bakanlıklarımızla beraber üniversitelerin, lokal yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının, medyanın yapacağı her egzersiz çok kayda değer ve kıymetlidir. Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddetle uğraş bununla birlikte her biri canımızdan bir tutam olan annemizin, eşimizin, kızımızın hakkını, hukukunu, onurunu korumanın da mücadelesidir.

Milletimizin vicdanına ve sorumluluk duygusuna güveniyorum, emin inanıyorum.”

Erdoğan, eylem planının hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek yeni yol haritasının huzurlu ve sağlam bir toplum yapısı inşasında şiddet katacağına söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile iştirak ettiği toplantıya, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da katıldı.

KAYNAK: AA

.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir